Catalcali.com

Anasayfa | İletişim | Ziyaretçi Defteri| Yönetici

Çatalca Tarihi | Belediye ve İlçe Tarihi | Köyleri |
Çatalcada Yetisen Meyve ve Sebzeler | Deniz Göl Gölet ve Baliklari |
Faydalı Bilgiler | Türkiye İle İlgili | Istanbul Ile Ilgili | Ataturk Ile Ilgili | Camiiler | | Dünya Ile Ilgili | Tip Ile Ilgili |
Iz Birakanlar | Hayirseverler |
Tarihi Resimler | Güzel Manzaralar | Eski Paralar |
Özlü ve Güzel Sözler |
subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link
subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link

Çatalca

ISTANBUL ILÇESI ÇATALCA TARIHI

 

Roma ve Do gu Roma Imparatorluklarinin hükümdarlik dönemlerinde ( Mö. 300 - Ms. 1357 arasi ) bu yöreyi Metra,i veya Metra diye anarlarmis.

Daha sonar da Osmanl i Türklerinin hakimiyetine geçen bu yer önceleri Çatal Burgaz, Çetince, Istanbul Çatalca si ve daha sonrada çatal dagin eteginde kuruldugu için Çatalca adini almistir.

Günümüz de Türkiye Cumhuriyeti s inirlari içinde bulunan Avrupa nin güney dogu ucundaki Trakya topraklari içerisindeki Çatalca, Avrupa ile Asya kitasini bir birinden ayiran Çanakkale ile Istanbul Bogazlari, ve etrafinin da Marmara, Karadeniz, Ege deniziyle çevrili bir yarim adada durumunda bulunmasi, Tarihin her döneminde Stratejik , Ticari ve Ulasim kolayligi bakimindan çok önemli bir yer olmustur. Bunun içinde daima büyük Imparatorluklarin egemenliginde kalmistir. ( Roma Imp, Dogu Roma Imp., Bizans Imp, Osmanli Imparatorluklari )

Milat öncesi ve sonras inin ilk yillarinda, bu Bölgede Traklar diye bir millet yasarmis ve Roma imparatorlugu egemenliginde oldugu için de, Roma halkinin Tarim , Hayvancilik ve Insaat islerinde çalisarak geçimlerini saglarlarmis.

Daha sonra R oma Imparatorlu gu içerisinde iki kardes ve taraftarlarinin arasinda anlasmazliklar çikmasi sonucunda, bu büyük Imparatorluk Dogu ve Bati Roma Imparatorluklari diye ikiye ayrilmis ( Ms 395 )

Do gu Roma Imparatorlugu yönetim sinirlari içinde kalan, Trakya da ve Anadoluda, Kötü yönetim yüzünden bir müddet sonrada, buralara sahip olan halklarin isyan etmesi sonucu, bu milletlerle savasmak zorunda kalmis, ve topraklarinin büyük bölümünü kaybedip, sinirlarini daraltarak günümüzdeki Marmara bölgesi kadar olan yere hakim olabilmisti, Baskentini de Kostantinepolis (Istanbul ) olarak ilan etmis ve Bizans Imparatorlugu adini almistir.

Bu stratejik bölgede hakimiyetini uzun süre muhafaza eden imparatorluk, Avrupa dan gelecek sald irilara karsi Tabi,i tahkimatlar disinda ( Denizler ) kalan kisimlara da uzun yüksek kale duvarlari yaparak egemenligini korumayi amaçlamistir ki, bunlarin en önemlisi Tarihteki Çin setti gibi, Trakya yarim

adasini ikiye bölen, Anastasios 1 in ( Ms 507 - 511) yillari arasinda yaptirdigi surdur. Çatalca ya ba gli Karaca köy beldesinin, Evcik iskele mevki,in deki Kara deniz kiyisindan baslayip, Silivri ilçesinin batisindaki Karinca burnundaki Marmara denizine kadar uzanan, bu kale Istanbul a kalkan görevi yapmis ise de daha sonraki yillarda, Istanbul u almak isteyen kavimleri saldirilarini engellemeye yeterli olamamistir.

 

ANASTASIUS SURU ( 507 - 511 )

 

Ms 616 y ilinda Avar Türkleri , 813 de Kurum han kumandasindaki Bulgar Türkleri , 1090 da Perçenekler Bu suru asarak Istanbul, u kusatmislar ise de, basarili olamayip ayni yoldan geriye dönmüslerdir. Bu saldirilar sirasinda ve daha sonraki yillarda önemini kaybeden bu surlar terk edilmistir.

Günümüzde Silivri ilçesi s inirlari içerisinde kalan kismi tamamen sökülerek yok

edilmis ise de, Çatalca sinirlari içerisindeki bazi bölümleri tahrip olmus vaziyette yaklasik 20 Km. Halen ayakta durmakta ve koruma altindadir.

Yaklasik 1490 yil evvel yapilan bu sur görülmeye deger bir yapittir. Karaca köy beldesinden, Yal i köye giden asfalt yolun 4 Km . den saga ayrilan, sahil plaj yolu bu sur u takip ederek K ara denize kadar inmektedir. Bir k ismi da Çatalca - Saray yolunun 28 Km. sola Pinarca yerlesimine giden yolu takip etmektedir.

Bu kusatma ve sald irilardan sonra tahrip olan Istanbul iç surlarini yenileyen Bizans, kusatmalar sirasinda da çok su sikintisi çektiginden , buna çare aramis ve sonunda Istiranca ve Karaca köy civarindaki Dere ve Kaynak sularini bir araya toplayarak, Kanal , Tünel sistemi ve Alçak yerlerde yüksek ayakli su kemerleri insa ederek, bu suyu Istanbul içinde yaptirdigi büyük sarniçlara akitarak su ihtiyacini da gidermistir. (Vefa Stadyumu, Yerebatan) Günümüzde bu tesisler çalismasa da sarniç ve ayakli su kemerleri kismen saglam ve koruma altindadir. Ayrica halkin din ibadetlerine katkida bulunmak için de büyük Kiliseler yaptirilarak, halkin sakinligi saglanmis ve uzun süre daha hakimiyetini sürdürmüstür

Bu Tarihler de Osmanl i devletini kuran Oguzlarin sag kolu olan Gün hanlarin Kayi boyu 1071 Malazgirt meydan savasini kazanip, Türk boylariyla birlikte Anadolu da ilerlemeye baslamis, 1250 yillarinda Ankara nin bati kesimine, daha sonrada Sögüt ve Domaniç dolaylarina yerlesmisti. Bu tarihte Kayilarin basinda Ertugrul bey bulunuyordu . Onun ölümünden sonra yerine küçük oglu Osman bey Oguz Asiretinin de ittifakiyla basa geçti. Osman bey o zamanin önemli toplumsal örgütlerinden biri olan, Ahilerin en itibarli reislerinden biri olan Seh Edebali nin kizi ile evlenerek, Ahilerle güç birligi yapmis ve bundan sonrada fetih hareketlerine girismistir.

Bizansl ilarin elindeki Bilecik , Yar hisar , Inegöl , Eskisehir , Yenisehir,i ele geçirildi . O zamanlar önemli bir ipekçilik , dokumacilik ve maden merkezi olan Bilecigin de Fetih Edilmesiyle (1299 ) Uç beyliginin merkezi buraya kaydirdi.

Osman beyden sonra basa geçen Orhan beyde fetihleri sürdürmüs 6 Nisan 1326 Bursa y i alan, Orhan bey, kurulan Osmanli devletinin baskentini de buraya nakil etti.

Haz irliklarini tamamlayip Akçakoca ve Karamürseli de alarak, sinirlarini daha da büyütmüs ve Gazi Abdurrahman gibi komutanlariyla Kocaeli yarim adasinin hakim,i olarak, Bizans Imparatoru 3 Andronikos,a karsi kazanilan, Pelenekos zaferi ile (1330 ) Iznik ve Izmitin de elde edilmesini saglandi. Daha sonrada Orhan bey Karasi o gullarinda çikan bir iç çekismeden faydalanip Balikesir , Manyas , Ayancik ve Kapi dagi yörelerini de ele geçirdi. ( 1345 ) Bu Fetihlerle Osmanlilar Asya kitasindaki Marmara denizi kiyilarina tamamen hakim olarak Rumeli ye geçise kolaylik saglamistir.

Orhan beyden sonra yerine Murat 1 Geçip, içerideki düzensizlikleri hallederek Rumeli hareketine baslam is, Gelibolu yarim adasini zaptederek (1357 ) Ilerlemesini sürdürmüs, Sazl i dere Zaferiyle (1363 ) Edirne ve Filibe gibi Iki önemli merkezin Elde Edilmesinden sonra, Macarlar, Rumlar , S irplar , Ulahlarin ve Bosnalilarin olusturdugu müttefik Haçli ordusuyla, Meriç yakinlarinda Sirp Sindigi mevki,inde karsilasarak kesin yenilgiye ugratmasi sonucu ( 1364 ) Rumelide ki ilerlemeyi hizlandirdi .

Türkler ele geçirdikleri Bu yerlere Anadolu dan getirdikleri Türkmen topluluklarini yerlestirdiler. 1372 Y ilinda Çatalca yakinlarindaki Incegiz sehri Sultan Murat tarafindan zapt edildi . Tarih boyunca Büyük önem tasiyan ve Apolyont,un bagli bulundugu bu sehir Türkler tarafindan zapt edildikten sonra kent merkezi haline getirildi

 

 

Çatalca kalesi

Bir yil sonrada Çatalca alinip Çatal burgaz adi verilmisti. ancak Terkos , Büyük

Tarihi Su Kemeri
çekmece , Silivri kaleleri ve çesitli kuleler, Bizansin elinde bulunuyordu Bu sebeple uzun süre Türkler tarafinda iskan olunamadi . Türk nüfusunun düsük olmasinin diger sebebi ise Trakya daki çok sayida Çiftligin Devlet veya Devlet ileri gelenlerine ait olmasiydi. Çatalca Y ildirim Beyazit in Ankara savaslarinda yenilmesinden sonra (1402 ) Süleyman Çelebi tarafinda Rumeli deki Marmara bölgesi ile birlikte Manuel 2 ye birakmisti.

1410 yilinda ise Musa çelebi geri dönerek Manuel 2 yi Yeniden Istanbul surlari içine çekilmeye zorlayarak, Çatalca yi Ikinci kez Osmanli topraklarina Katmis ve Çatal dagin eteginde oldugu içinde Çatal burgaz adini degistirerek Çatalca adini vermistir.

Istanbulun Fethi ( 1453 ) ve daha sonraki yillarini Osmanli Imparatorlugu Egemenliginde geçiren, Çatalca 17 Yüz yil ortalarinda Kirk yil saltanati boyunca Büyük sürgün avlarinda dolasan, Padisah Mehmet 4 ( Avci Mehmet )

Çatalca ve çevresine asiri bir egilimi varmis. Zaman , zaman gelerek Avlanip, Ok talimleri yaparmis . Veziri olan Ferhat pasaya bir mektep, bir hamam, Osmanli bas mimari Mimar Sinan,ada, bir Cami yatirmis. ( Ferhat pasa Camisi 1585 ) Ferhat pasa ayrica kendi hayrati olarak, halen akar durumda bulunan ve Ferhat pasa diye anilan suyu getirerek birde çesme yaptirmistir.

 

Ferhat pasa Camisi Ferhat Pasa Çesmesi Çatalca Hamami

 

Daha sonraki y illarda büyük gezgin ve yazar Evliya Çelebi ( 1611 - 1682 ) Çatalca ya gelmis dolastigi yerlerin Tarih ve Özelliklerini belirttigi, On Ciltlik Seyyahatname adli eserinin 6 Cilt 37 Sayfasinda söyle anlatmaktadir.

Çatalca yeni sehir Kasabas i yakinlarinda Kesendire ve Golyos Nahiyesinde Çatalca kazasi vardir. Bu Çatalca ya Istanbul Çatalca si derler. Büyük Iskender Asrinda Istanbul,u Tamir eden Yagfur Kirali nin kizi ( Haniçe ) nin Yaylagi olmakla babasi bir büyük kale yaptirip Rumca Haniçe demistir. O zaman saglam duvari ve Kuvvetli kalesi olan burayi alip sonra Istanbul,a yürüyen Sirp ve Bulgarlar Burayi harap etmislerdir. Hala binalarin kalintilari sehrin bati tarafindan yalçin kayalar üzerinde görünür. Sonra Yildirim Beyazit han burayi fetih ederek kalesini yikip Istanbul,u muhasara etmistir. Sonra baris ile Istanbul,un yarisini fetih edince Egri kapidan Ayak kapisindan , Gül Camiinden ta Un kapani yanina kadar Zeyrek basina Karamanlilara oradan cadde ile ta Edirne kapisina gelinceye kadar 76 Müslüman mahallede 40 bin adamini baris ile yerlestirmis. Fakat Timur olay inda maglup olunca Rumlar bu Ümmeti Istanbul dan Çatalca dan sürgün ettiler . Çatalca ellerine geçti. sonra 857 de Fatih Sultan Mehmet han Istanbul üzerine Edirne den gelirken Çatalca kafirleri dayanamayip Silivri kalesine Tekoz ve Istanbul kalelerine kaçtilar . Fatih Çatalca yi ( Mihal Oglu Ali bey,e ) birakip buu Sehri Allah C.C. emanet ettim. diye dua ederek, Istanbul Muhasarasina gitti
Istanbul,u Fetih ederek bitirdiler . Hala onlari dua ve bereketiyle Çatalca sehri günden güne mamur olmaktadir. Bu sehir Çatal dagin eteginde oldugu için Çatalca derler . Kapali dere ve tepeli iki çatal yüksek dagi dogu tarafi eteginde kibleden kuzeye dogru uzuncadir. 2000 adim uzunlugunda bagli bahçeli Ab,i Hayatli , bir Irem gibi sehirdir. 47 Mihrab i olup 5 inde Cuma namazi kilinir . Hepsinden süslüsü ( Ferhat pasa Camisidir.) yapan Süleyman han vezirlerinden olup 2 ci Selim ve 3 cü Murad,a erismis degerli vezir imis ki Camiinden bellidir Sehrin ta ortasinda bir yüksek yerde agaçlik içinde uzun minareli aydinlik bir Camidir. Bastan basa kursun ile örtülü olup, koca Mimar Sinan burada çesitli ustaliklarini göstermistir. gece ve gündüz cemaati mevcuttur.

Sehrin kible tarafi Kogukdere denilen yere kadar mamurdur. Ama her evde bag ve bahçe olmakla zarif evleri seyrektir. Do gu tarafinda Melek Ahmet pasa köskü var ki böyle isi hiçbir Mimar yapmamistir. Kaya Sultan ile burada bulusurlarmis . Ayrica Veli usta sarayi , Çatal oglu sarayi , Kadir aga sarayi , Hasan Pasa zade sarayi , Kizlar agasi sarayi ve daha nice saraylar vardir.

Yedi adet Halvet i ve Celveti ve büyük Bektesi tekkeleri kursun örtülü,Han bir Hamam 270 kadar dükkan vardir ama, bedesteni yoktur. Çocuk Mektebi, Ayan ve esrafi çok 70 yerde Ab,i hayatlari olup sade çarsi ve pazarda 40 - 50 adet su akar durur Esnaf in çogu erbabi Papuççu ve Postalcidir. Fatih,in nazargahi bir mamur Sehirdir. Allah C.C Dünya durdukça mamur ide,am in ya müstean .

( Evliya Çelebi Seyahatnamesi Cilt 6 Sayfa 37 )

Bundan sonraki dönemde Osmanl i Imparatorlugu basina gelen padisahlarin dirayetsizligi, üst yönetimdeki iç çekismeler nedeniyle, önce duraklama, sonrada gerilemeye baslamis, Imparatorluk topraklarinin genisligi nedeniyle, ordu hakimiyet zayiflamis, sinir bölgelerindeki yerlesik milletler, koparak bagimsizlik ilan etmeleri önceleri pek önemsenmemis, ama bu istekler arttikça, müdahale edilmeye çalisilmis ise de basarili olamayinca gerileme çöküse dönmüs . Imparatorluk topraklari daraldikça daralmaya baslamis, bu siralarda ilerleme devrinde Anadolu ve Trakya dan buraya gelip yerlesmis Türkler Bagimsizliklarini ilan eden milletler tarafindan rahatsiz edilmeye baslanmis, rahatsizliklar arttikça da, buralardan tekrar Trakya ve Anadolu ya göçler baslamis, tabi ki buralarda da yerlesim oldugundan, çatisma ve sikismalar olmus, burada yasayan milletlerde ülkelerine dönmeye baslayinca bu git gel olaylarinda Trakya nüfusu yogunluk yasamis, Iste bu durumu Osmanli son dönemi arastirmaci yazar'i Pars Tuglaci Osmanli sehirleri adli kitabinda bakin nasil anlatmaktadir.

1901 de yaklas ik nüfusu 77.000 kisi olan Çatalca 1865 yilina kadar Havas,i Hümayun,a bagli Kadiliklardan biri olarak yönetilirdi. 1865 yilinda Vilayet,i umumiye nizamnamesinin Istanbul ve dolaylarinda uygulanmaya baslamasiyla, Çatalca Kazay,i Erbaa arasinda Meclis,i Idare,i Livay,i Zaptiye ye baglandi.

Istanbul valisi durumunda bulunan zaptiye müsiri , bölgenin en büyük yönetim amiri durumundaydi. 1870 yilinda bir Rüsumat ( Gümrük ) dairesi yapilmistir. 1876 y ilinda kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara denizi, batida Edirne vilayeti ve Doguda Istanbul olmak üzere Çatalca merkez, Silivri ve Büyük Çekmece ilçeleri ve merkeze bagli Terkoz bucagi ile 82 köyü içine alan bir sancak haline getirilmistir.

Çatalca Vilayeti

 

Sancagin mali ve mülki yönetimi Izmit ve Biga sancaklariyla birlikte Istanbul Sehreminine verilmisti. Bu yönetim bir yil sonra degistirilerek, Çatalca bagimsiz Sancak haline getirilmistir. (1877 )

Balkan savas i sirasinda Bulgarlarin eline geçen Çatalca kazasinin bütün köy ve mahalleleri de hemen, hemen terk edildi

Trakya nin alinmasindan sonra Bulgarlar tekrar kendi evlerine dönmek istedilerse de bu hak onlara taninmadi, ancak Eylül 1913 Tarihinde Türkiye ile Bulgaristan arasinda arasin da imzalanan anlasma geregi Bulgaristan,a göç ettiler. Orman ve Maadin ve Ziraat Vekaletinin 1910 y ilinda yayinlanan ve Avrupa daki Türk topraklarini kapsayan ayrintili Istatistige göre Çatalca nin toplam nüfusu 93 bin 369 kisiydi. Birinci dünya savasindan önce Çatalca da ulasim dar yollardan yapilirdi, kullanilabilen tek ulasim araci, iki öküzlü kagni arabasiydi . Bu sebeple uzun kis aylarinda köy ve kasabalar Ekmek , Kömür ve Odun sikintisi çekerdi.

Ilk yol yapma girisimi 1880 yilarinda baslatildi. Çatalca yi, Büyük çekmece , Silivri ve Karacaya baglamak amaciyla baslatilan yolda 18 -60 yas arasinda bulunan yetiskinlerin tümü çalismak zorundaydi. Silivri den Çatalca ya , Çatalca dan Karacaya ve Büyük Ç ekmece Köprüsüne do gru bati ucundaki Mimar Sinan,a kadar Üç ayri yol tespit edildi. Yeni köyden sonraki yol iyi durumdaydi ve Koguk dere uçurumundan geçmekteydi. 1911 yilinda Ittihat ve Terakki Hükümeti tarafindan Çatalca dan Küçük Çekmeceye uzanan yol onartildi. Birinci Dünya savasina girildigi yillarda (1914 ) Trakya - Edirne - Istanbul arasina Hükümet tarafindan yeni bir yol insa edildi. Sancak dahilindeki araba yollar inin çogu antik çaglardan kalmaydi 19 yüzyil sonunda, Ana yol olarak Küçük Çekmece ve Büyük Çekmece üzerinden, Silivri ve Çorluya giden yollar kullanilmaktaydi . Istanbul,u Avrupa ya baglayan Demir yolunun yapimindan son ra

Silivri üzerinden Trakya ya giden yol terk edildi

18 Ekim 1912 balkan savaslar i, Karadaglilarin Osmanli devletine savas ilan etmesiyle

baslamis .Bunu öteki devletler izlemis, yeni bir cephenin açilmasiyla hazirliksiz yakalanan

Osmanli yönetimi ve komutanlarinin anlasmazliklari sebebiyle savas düzeni saglanamamis Bulgar ve Müttefiki askerler, Pinar hisar , Lüleburgaz , Kirklar elini Yakip yikip talan ederek Çatalca ya kadar gelmislerdir. Kara deniz , Terkos gölü , Çekmece gölü gibi tabi,i

Çatalca Tren Istasyonu

 

tahkimatlarin arasindaki bosluklari Askeri kuvvetlerle kapatan Osmanli Ordusu, Çatalca ovasinda karsi karsiya gelmis Kanli meydan muharebe si neticesinde çok sehit verilerek ( Ruhlari Sad olsun ) önce Düsman kuvvetleri durdurulmus, sonrada maglup edilmis ti ama 11 Kasim 1914 de Birinci Dünya savasi baslamis Osmanlilarla ittifak yapan milletlerin yenilmesiyle, Osmanlida maglup sayilarak

30 Ekim 1918 Mondros mütarekesini imzalamis ve arkasinda Anadolu ve Trakya düsman kuvvetleri Tarafindan iskal edilmeye baslanmisti.
Bu s iralarda ülkedeki vatanseverler, kurtulus için çesitli adlarla cemiyetler kurmus daha sonrada birleserek Atatürk ve arkadaslariyla bir araya gelip destek saglayinca, çalismalara hiz verilmis, ve Amasya , Erzurum , Sivas illerinde kongreler yapilarak Yurt çapinda birlik saglanmisti.

Ordular birlestirilerek düzene konmus, seçilen yurt çapindaki temsilciler ile 28 Ocak 1920 de Misaki Milli sinirlarini tespit edip mücadeleye baslanmisti .

Ankara Baskent seçilerek 23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisini açip, daginik bir savas veren ordulari bir araya getirmisler. Komutanlarini atayarak, büyük bir intizam içerisinde 9 - 10 Ocak 1921 de Birinci Inönü , 30 - 31 Mart ve 1 Nisan 1921 Tarihleri arasinda Ikinci Inönü Zaferleri kazanildiktan sonra 23 Agustos ve 13 Eylül 1921 tarihleri arasinda da Sakarya Baskomutanlik savasinin da Zafer ile bitmesiyle, Trakya ve Anadolu da kalan düsman kuvvetlerinin temizlenmesine devam edilirken , 30 Ekim 1922 de Meclis toplanarak 307 sayili karariyla Osmanli hanedanligina son vermisti.

Misaki Milli Sinirlar ( Hatay Sonradan Ilave oldu )

 

Mücadeleye devam edilerek , 28 Temmuz 1923 de Lozan antlasmasi imzalanmis ve bu antlasma ile de Misaki Milli sinirlari içerisindeki,

Türk görüsü ve gücü, müttefik kuvvetler tarafindan kabul edilmistir.

29 Ekim 1923 Tarihinde meclis tekrar toplanarak, 364 say ili karariyla, Misaki Milli sinirlari içerisindeki Türkiye Cumhuriyetini ilan etmis. Atatürk, de Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaskani olarak atamisti. Bu Tarihi 29 Ekim gününü de Cumhuriyet bayrami olarak ilan etmistir. maglup olan düsman kuvvetlerinin Trakya daki bu bölgeden çekildi gi, 8 Ekim 1923 Tarihide, Çatalca n in kurtulus günü olmustur. ve her sene Törenler yapilarak kutlanmaktadir.

Faaliyetlerini sürdüren Türkiye Cumhuriyeti millet meclisi komisyonlar kurup, komsu ülkelerin de tayin etti gi sinir tespit komisyonlari ile bir araya gelerek, ülke sinirlarini karsilikli anlasarak, tam olarak tespit edilmesi üzerine, bu ülkelerde yasayan yabanci insanlarda kendi ülkelerindeki , örf ve adetleriyle yasamak isteyince, Büyük sikinti çeken bu ülke hükümetleri ( Türkiye, Yunanistan , Bulgaristan , Rusya ) Yetkili Heyetleri toplant ilarina devam ederek, Mübadele ( Karsilikli Göç, Yerle sim ve Nakil ) sartlarini da görüsmüs, anlasma sa glanmasi sonucunda ( 30 Ocak 1923 ) Yerlesim yerleri karsilikli bosaltilmaya baslanmis. Göç a girligi, Yunanistan dan oldugu için Deniz yolu tercih edilmis.

O devirin en iyi ve mükemmel gemileri olan ve buhar gücüyle çalisan, Dumlupinar ve Gül Cemal gemileri ile karsilikli seferler yapilarak, göç eden aileler karsilikli nakledilmeye baslanmisti .

 

 

Tarihi Buharli Gemi

 

Yunanistan dan gelen Türk a ileler, ilk önce Tuzla veya Mimar Sinan yerlesim yerlerinde, daha önceden haz irlanmis mekanlarda temizlik ve saglik kontrolu kamplarina getiriliyor. Ilk I skan burada yapiliyordu . Temizlik ve sa glik kontrolun dan geçirildikten sonra, tespit edilmis bölgelere kaydiriliyordu.

Daha önceden yerlesmis Rumlar tarafindan, bosaltilmis veya bosaltilmakta olan yerlesim yerlerine götürülen Türk ailelerin nak il edilmesi ve yerlestirilmesinde de büyük zorluklar çekiliyordu . H ata baz i yerlesimlerde iki halk bir süre ( Iki Üç ay ) beraber yasamak mecburiyetinde Kaliyordu.

Daha sonraki düzenlemelerde ise gelen a ilelere, geldikleri ü lkedeki yasad iklari uygun ortamlara esdeger yerlesim yerlerine kaydirarak iskan veriliyordu . Tar im ve hayvancilik yapilabilmesi içinde, nüfus basina toprak verilmisti . Dar gelen yerlerde veya yerlesim bölgelerini uygun görmeyen topluluklar, büyük çiftlikleri sat in alip paylasilmis, veya köyler arasinda anlasarak yer degisiminde bulunmuslar. Ve bu sekilde yerlesim iskani tam olarak gerçeklesmistir..

Yerlesim yerlerinin yeniden düzenlenmesi ile, yerlesen aileler tar im , hayvancilik ve orman ürünlerini degerlendirerek aile yasamlarini sürdürmeye baslamislardi .

Bu s iralarda Türkiye Büyük Millet Meclisi de ülke ihtiyaci olan yerlesim ve yönetim kanunlarini çikarip yü rürlü ge koymustu. Bu yerlesim ve yönetim sistemin de Çatalca Marmara bölgesinin Trakya kesiminde Istanbul iline bagli 1715 Km2 bir alan içerisinde bes nahiye ve atmis yedi köy birimi ile Istanbul,un en genis alaninda, en çok köye sahip bir ilçesi olmustu .

 

Çatalca 6 Belde 42 Köy

 

Yönetimde ise Ilçe sinirlari içerisinde Kaymakam ve faaliyet birimleri ile müdürlükler, Nahiyelerde kaymakama bagli nahiye müdürler , köylerde ise köy nüfusuna kayitli halkin aralarindan seçtigi muhtar ve karar organi köy Ihtiyar heyeti, yönetimiyle idare edilme si sistemi getirilmis ti.

Asayis içinde ilçe merkezi sinirlari içinde polis ve karakolu,

Köy birimleri içinde nahiyelerde kurulan merkeze ba gli jandarma karakolu ve kuvvetle riydi , köylerde ise mahalli koruculuk sistemi tatbik edilmeye baslanm isti .

Ayr ica il , ilçe ve nüfusu 2000 den fazla olan merkezlerde Yol , Su , Elektrik , Altyapi, Imar , Esnaf denetimi , Temizlik islerini vs. planlayip yürüten, belediye baskan ve meclis üyeleri kayitli halk tarafindan seçilen ve tüzel kisili gi olan, belediye teskilatinin kurulmasi kanunlariydi .
Çatalca belediyesi de 1923 y ilinda çikan bu kanunla ilk belediyeler kurulusunda yerini almis ve faaliyetlerini de günümüze kadar sürdürmüstü r. Savas sonras i ve göç olayinin ardindan bazi yerlesim yerlerinin yeniden kurulmasi , mevcutlar inin ise harap bir durumda olmasi , b unlar in yapim ve onarimi için gereken, malzemelerin kisitli veya bulunmayisinin zorlugu , ulas im yollarinin toprak ve ham yol olmasi , en iyi ulas im vasitasinin da hayvan sirti nakliye, veya bir veya Iki hayvanlarin çektigi kani arabalar dan istifade edilir olmasiydi, bu sartlar da isleri oldukça zora sokuyordu.

 

Kuzine ( Peçka ) Soba Gaz Lambasi Pompali Gazli Lüks

 

 

Elektrik üretiminin olmayisi, gece aydinlanmasinin Rusya dan ithal edilen teneke içerisindeki g az ya gini fitilli gaz lambalarin da yakilmasi ile veya mum , çira, kandil gibi araçlarin kullanilmasi ile olurdu. Bunlarin yanmasi da hem koku, hemde Is yapardi.

 

Devrin Modern At arabasi

 

Içme ve kullanma suyu civardaki dere , kaynak veya kuyulardan temin edilir. kova veya bakraçlara doldurulup, e lde veya omuza konup tas inarak, evlerdeki büyük küp veya sarniçlarda stok edilir . Laz im oldukça buradan alinip kullanilirdi.

Yakacak ve isinma için ormandan temin edilen odun veya Bu odunlarin bir kismini torluklarda usulüne uygun yakarak elde edilen mangal kömürünü mangallarda yakarak veya hayvan diskisinin saman ile yogrulup, duvarlara yapistirilarak güneste kurutulmasi ile elde edilen tezegin stoklanip, lazim oldugunda kuzine soba ( Peçka ) veya ocaklarda yakilmasiyla olurdu.

 

Torluk yapimi Torluk Yakilmasi

Büyük ihtiyaç olan e kme gin temini ise genel firinlarin olmayisi sebebiyle, bugday ve arpadan elde edilmis un, ev hanimlari tarafindan un, tuz, su, maya karisimini yogurarak hamur haline getirip , büyükçe tepsilere konduktan sonra hamurun mayalanip kabarmasi beklenirdi, gereken kivama gelince de evlerin bahçelerinde kendilerinin yaptigi firinciklarda, veya evlerde ayni zamanda isinma , yemek pisirme ihtiyaçlarini gideren Kuzine ( Peçka ) sobalarinin firinlarinda pisirilerek temin edilirdi .

Hayvanc ilikta ise inek , manda (büyük bas ) koyun , keçi (küçük bas ) tavuk , kaz ; ördek , hindi gibi kümes hayvanlar i beslenip etinden , sütünden , yününden yumurtas indan istifade edilmekteydi.

Su kenar inda ki tarlalarda kis bitiminde ekilen bakla , fasulye , nohut gibi baklagiller daha sonraki günlerde ekilen sogan , sarimsak , patlica , biber , domates , bamya , enginar , kabak, gibi yaz sebzesi sonbaharda ekilen kereviz , lahana , Pirasa ,ispanak, salgam , turp gibi kislik sebzeler yetistirilir . taze olarak yendi gi gibi bazilari kurutulup kisin yemek için saklanirdi. pirinç yetismedigi için daha ziyade evlerde Hanimlar tarafindan yapilan bulgur veya kesme makarna ( Eriste ) kullanilirdi.

Meyve ise bölgede Baharda yetisen Kiraz , Visne, Erik , Dut , Yazin Kavun , Karpuz Sonbahar ve Kisinda Elma , Armut Incir , Üzüm , Ceviz Yüksek Ormanlik bölgelerde Kizilcik , Musmula , Kocayemis daha ziyade yenir ve tüketilirdi. Motor gücü olmay isindan günümüze göre büyük güçlükler çekilirdi bütün sene biriktirilip kurutulan hayvan atiklari gübreler, at veya öküzler ile çekilen arabalarla tasinip ekim yapilacak tarlalara götürülür tarla yüzeyine muayyen aral iklarla saç ilirdi.

At, küz veya mandalarla çekilen kara saban denilen aletle tarlalar günlerce sürülür, Ekim yapilmas için hazirlanirdi. daha sonrada bele ba glanan pestamal içerisine konan tohumlar tarla boydan boya gezilerek, düzenli bir sekilde evlek , evlek saç ilirdi. Bu islem büyük ustal ik ister di . ç ünkü düzgün at ilmadigi taktirde bazi bölümler bos, bazi bölümlerde sik o lunca istenilen verim al inmazdi, bütün sene verilen emek bosa giderdi. bunun içinde bu isi u sta kimseler yap iyordu.

 

Tirpan Bel küregi Tirmik

 

Bu kimseye saç ici denirdi. Ve çok zor olmasina ragmen asagi yukari her ailede bir saçici bulunurdu. tarlan in dönümüne 16 - 17 Kg bugday , 14 - 15 Kg arpa veya Yulaf saç ilirdi. ekimin dogru yapildigini anlamanin yolu ise, tarlanin sürülmesi sirasinda öküz ve mandalarin basip çökerttigi ayak izlerinin her birine 5 - 6 tane düsmüs olmas i durumunda ise ekimin normal olarak yap ildigi anlamina gelirdi .

Kara Saban Ile Çift Sürme

 

Ekimin yetismesinde ise ortalama bire 8 - 10 verim beklenirdi Havalar müsait , ya gmurlar da düzenli yagarsa verimde o nispette artardi. Ürün yetisince orak veya t irpan

ile biçilip demet yapilir . Bu demetler tarlan in muayyen yerlerine to planarak ufak tepeler haline getirilir. Daha sonrada bu tepelerden al inan demetler arabalarla tasinarak harman yapilacak yerin kuzey dogu bölümüne iki adam boyu yüksekliginde istiflenerek tepe yapilir d i. Bu tepelerede Dogurcun ad i verilirdi. Daha önceden kadinlar tarafindan hazirlanan büyük bir daire seklinde düzeltilip sulanarak, s ikistirilmis harman yerine getirilen demetler bir demet yüksekli ginde, bütün harman yuvarlagina serildikten sonra , üzerine tahta kalaslardan yap ilmis önü yüksek alti keskin çakmak taslariyla dösenmis Dö gen adi verilen alet, hayvanlarla çekilerek daireler halinde demetler üzerinde döndürülerek gezdirilir di, dö gen tahtasinin agirlik kazanip saplari çabuk kesip parçalamasi içinde dögen tahtasi üzerine agirlik olarak ya tas konur, yada çocuklar bindirilirdi.

Zaten o devirde çocuklarin en güzel eglencesi de buydu . Dö gen demetlerin üzeride döndükçe, alttaki keskin çakmak taslari saplari keser basaklardaki bugdayi ayirirdi, saplar saman haline gelince sapla saman karisimi toplanip, harman yuvarlaginin kuzey bati cephesine tepe yapilir d i.

 

 

Tirpan ile Ekin Biçme

 

Sonra harman yuvarlagina yeni demetler tekrar serilip, ayn i islem tekrarlan ip dururdu

H arman kenar ina toplanan sap , saman kar isimi rüzgarli havalarda rüzgara karsi savrulur, saman hafif oldugundan uçup ileri gider . bu gday da savuranin önünde toplanirdi.

Dögen ile Harman

Toplanan bu bugday ayrica tekrar elekten geçirilip, içindeki yabanci maddelerden arindirilarak çuvallara doldurulup, evlerdeki ambarlara tasinirdi . Saman ise ya salma yada balyalanarak k isin hayvanlara verilmek üzere samanliklarda stok edilirdi. e ger elde edilen ürünlerde ihtiyaç fazlasi varsa satilarak g elir temin edilir, yada ihtiyaç olan bir malla Takas edilirdi. Çünkü o devirler de herkeste para bulunmazdi. mal degisimi en güzel yoldu. Bu gday , arpa , yulaf satimlarinda Kile diye bir Osmanli ölçüsü kullanilirdi. Bir kile bugday dolusunda 28 kg . arpa veya yulafta ise 20 - 22 kg gelirdi . Bundan sonra stok edilmis temizlenip çuvallara konmus bu gday veya arpa motor gücü olmadigin dan hayvanlarin çektigi arabalara yüklenir. Dere kenarlar ina kurulmus suyun ak im gücüyle çalisan veya açik rüzgarli tepeler üzerine kurulmus büyük pervanesi rüzgar kuvvetiyle dönen tas degirmenler e götürülüp s iraya girilirdi. Her ailenin ihtiyaci bu oldugu için bayagi kalabalik olurdu. Günlerce beklendikten sonra ö gütül en bu gday veya arpadan elde edilen un ve kepek tekrar çuvallara doldurulup evlere tas inir. Ihtiyaca göre kullanilir bittikçe islem tekrarlan irdi.

Hanimlarin kis Hazirliklari

Hasat sonunda komsu kad inlar bir araya gelip dayanisma ile kis hazirliklarina baslarlardi . elde edilen bugday kaynatilip kurutulduktan sonra büyük tas havanlarda ahsap tokmaklarla ezilir, daha sonrada rüzgarda savrulur bir sonraki asamada da kol gücüyle döndürülen ufak tas degirmenlerde kabaca ögütülerek bulgur elde edilirdi. Un , süt, yumurta, tuz karisimli özel hamurlar hazirlanip, kalin yufkalar açilarak bunlardan kesme makarna ( Eriste ) elde edilirdi. Bundan baska gene un, süt, yumurta, sogan, biber, domates, maya, tuz karisimi hamur yapilip bir müddet bekletildikten sonra kevgirden geçirilip kurutularak kislik çorbalar için de tarhana yapilip kurutulurdu . Domates , biber gibi sebzeler yikanip, dogranarak kaynatildiktan sonra kevgirden geçirilerek salça haline getirilip, kavanozlara konup üzeri yaglanip agzi da sikica kapanirdi.Çesitli sebzelerden tursular , meyvelerden de reçeller yap ilip kis için serin yerlerde ( Kuyu, Sarniç ) saklanirdi .

Yayik Bakir Bakraç Bakir Gügüm

 

Bu isler dayanisma içerisinde yapilirken yemekler hep beraber yenir, sark ilar söylenerek, yorgunluklar atilmaya çalisilirdi . Temizlik islerinde yesil veya daha kaliteli olan beyaz büyük kal ip sabun, çamasir sodasi, çivit kullanilirdi . Çamasirlar ahsaptan yapilmis tekne veya bakir legenlerde el ile çitilenerek yikanirdi.

Haberlesme veya e glence ise büyük kahveler de veya zengin ailelerin evlerinde bulunan anot , katot ile elektrik elde edilerek çalisan radyo veya zemberek kurma yoluyla dönmesi temin edilen, Gramofon du. Bu zor sartlarda k ad in , erkek , çocuk gece, gündüz çalisirken ayr ica imece usulü

( her aileden bir ferdin kat ildigi toplu çalisma ) ile kis aylarina girmeden yollarin düzeltilip tasla kaplanmasi , içme suyu kaynaklarinin islahi , çesme , okul , cami, tuvalet gibi umumi yerlerin yapilmasi veya onarimi için çalisirlardi . Diger aile fertlari ise kendi isler ini yürütürdü.

Hayat ve y asam sartlar i günden güne daha düzelirken tabi,i olarak ta Hastalik

Dogum , Ölüm gibi olaylari da devam etmekteydi.

Yerlesim yerlerinin ekseriyeti h iristiyanlar tarafindan terk edildiginden hiristiyan mezarliklari ( Masatlik ) ibadet içinde kiliseler mevcut oldugu için, müslüman dinine uygun görülmemis .

 

 

Kurmali Kollu Gramafon Cereyanli Radyo

 

Yeni m ezarl ik yerleri , toplu ibadet içinde ekseri mevcut kiliseler geçici olarak tadil edilerek ya cami, yada okula çevrilmis , olmayan yerlerde ise imkanlar nispetinde yenileri yapilarak faaliyete geçirilmisti

Do gumlar ise bu islerde daha önce bulunmus tecrübeli yasl i kadinlar tarafindan yaptirilirdi . Bu kad inlara da < Ebe Anne > denirdi . Hemen her köyde bir veya bir kaç ebe anne bulunurdu.

A cil durumlarda ise at arabas iyla merkezlerde bulunan dispanserlere nakledilirdi.

Zamanin uzamas i , sarsinti , kan kayb i ve müdahalelerin yetersiz olusundan anne ve bebek kay iplari günümüzden oldukça daha fazlaydi.

E gitim önceleri kalabalik yerlesim yerlerinde üç yil, daha sonralari da

bes yillik ilk ögretim olarak yapiliyordu .

Köyler aras inda uzak mesafelere gidip gelmelerde, merkez köylerde

(Kestanelik , Akalan , Karaca köy , Istiranca , Çiftlik köy , Ihsaniye , Terkoz , Boyalik ,Bogaz köy , Dursun köy , Baba Nakkas , Yazlik , Yeni köy , Arnavut köy ) konaklama yerleri hanlar bulunurdu. Buralardan geçenler hayvanlariyla beraber konaklar dinlenir ve ihtiyaçlarini giderirdi.

Binalar o rmana yak in yerlerde Ise ahsaptan, aç iklik orman olmayan yerlerde ise tastan veya kerpiçten yapilirdi .

Çat ilar da veya iskelelerinde kullanilan kereste ise ormandan temin edilen tomruklar, hizarci ustalar tarafindan el hizarlariyla günlerce biçilerek temin edilebilirdi . Duvarlar bitip, üzerine çatisi yapildiktan sonra da, üstü ya hububat sapi, yada göl kenarlarinda yetisen kamis sazlari toplanip, hayvanlarin çektigi kagni arabalariyla nakledilerek, insaat alanina getirildikten sonra da, saplari yukari gelecek sekilde asagidan yukariya dogru dizilerek çati da kaplanirdi. Her senede çürüyen ve açilan yerler yenisiyle degistirilirdi .

 

Harman tuglasi ( 22x11x 6 Cm .) Bu tügla ile Yapilan binalardan Biri

 

Daha sonara çimentonun Türkiye de imal edilmesiy ile birlikte tu gla harmanlari da açilmaya basladi. Tu gla imal edilmesinde ise bu ise uygun killi ve kumlu topragin bulundugu alanlar seçilir, kazilan topraklar yapilan teknelerde suyla islatilip çamur haline getirilir , daha sonar silindir seklinde yere açilnip etrafi taslarla örülmüs, içine monte edilmis ve hayvanlar taraf indan döndürülerek çevrilen pervane vasitasiyla çamur iyice yogurulup kivamina geldikten çikarilip kesme tezgahlarina aktarildiktan sonra bu isin ustalar tarafinda 11 - 22 - 6 cm ebatlarindaki üçlü kaliplarla doldurulup kaliplanir Bu

kesilmis çamur tuglalar i sçiler tarafinda düz alana kaliplardan silkeleme yoluyla çikarilarak yan yana dizilip kurumasi beklenir.

Daha sonrada kuruyan ham tuglalar 4.00 - 6.00 Mt. dikdörtgen bir alana bir kat toz kömür , bir kat tu gla olmak üzere iki adam boyu yüksekliginde kesik prizma seklinde dizildikten sonra bütün etraf i hava almayacak sekilde tugla yapilan çamurla sivanir. Alt kisimda daha önceden birakilan delikten kömür ateslenir . için , için bütün kömürün yanmas i beklenirken yanina da ikinci ocak alani haz irlanir di

Birinci ocak sönüp so guduktan sonra açilir ve ihtiyaç sahiplerine tane hesabi sayilarak satilirdi

Çimento ve pisirilmis tu glanin piyasaya çikmasiyla birlikte yerlesim yerlerindeki binalarinda sekli degisti. Kum , çimento , kireç , su kar isimi harç ile pisirilmis tugla yetisen ustalar tarafindan planli bir sekilde baglantili olarak örülüp daha saglam evler yapilmaya baslandi. Çat ilari da saz yerine Marsilya veya Alaturka denilen kiremitle kaplanmaya baslanm isti.

Bu s iralarda Türkiye ithalat yoluyla motor gücüde girmeye baslamisti, Uzak mesafeli tasimalar motorlu araçlarla yapilirken, elektrik santrallari ve sebekeleri de büyük yerlesim yerlerinden baslamak üzere kurulmaya baslanmisti

Ekonomisi iyi olan ufak yerlesim yerleri de jeneratör ile ayd inlanma ya geçebiliyordu ve Çatalca ilçeside bunlardan birisiydi artik haberlesmelerde ceryan ile çalisan radyo ve hatlari çekilen yerlerde manyatolu telefonlarla yapilabiliyordu.

Tar ima da motor gücü girmesiyle verim daha da artmis refah düzeyi de yükselmeye devam ederken, bu ülkenin kurucusu, ana mimari ve bir .çok devrimler i gerçeklestiren Mustafa Kemal Atatürk,ü 10 Kas im 1938 de kaybedince ülke büyük bir Yasa bogulmustu ama islerin devami içinde millet meclisi toplanarak yerine silah arkadasi Ismet Inönüyü seçilmis ve devrimlere kaldigi yerden devam edilmeye baslanmisti ki , Avrupa da 1 Eylül 1939 tarihin de Alman silahli kuvvetlerinin Polonya yi iskal etmesiyle birlikte ikinci dünya savasi baslamis, günden güne genislemesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti ve ordusu da tedbirler almaya baslamisti.

Ilk olarak Avrupa ya karadan baglantisi olan yer Trakya ile birinci dünya savasinda düsmanin durdurulup maglup edildigi yer olan Çatalca ve köylerine asker ve techisat yerlestirilip harp tatbikatlari yapilmaya baslanmisti

Bu islemler s irasinda terkoz gölü ile çekmece gölü aras indaki hat üzerindeki Celep köy , T arfa , ( Örencik ) Yazl ik , ( Lazari ) Dag yenice , Çanakça , Kestanelik ( Kastanya ), Örcünlü , Izzettin , Baba nakkas , Bahsayis , Ahmediye ( Papazburgaz) köyleri arazisine rastlayan kisimlara tank manisi için derin çukurlar aç ilip önlerine dik v e yüksek tas duvarlar örülmüs daha ön k isimlara da sasirtma düzende üç dört metre boyunda bir metresi disarida kalacak sekilde ray demirleri çakil mis, aralar ina da dikenli tel örgüler çekilerek tahkim edilmisti.

Arka k isimlara da muayyen araliklarda topçu korganlari insa edilmis . Zaman in Motorlu birlikleri ve süvariler yerlestirilerek . Harbe haz ir duruma getirilmisti .

( Bunlarin ekseriyeti halen mevcut ve koruma altindadir.) Do gal olarak ta nüfusta büyük bir artis meydana gelmis yiyecek , içecek sikintisi bas

göstermisti bundan dolayi devlet bazi mallara ( Un , Seker , Gaz , Bez ) k isitlama getirip karneye baglanip satilirken büyük zorluklar çekilmisti.

Ikinci Dünya Savasina Hazirlik Yapilan Topçu Korganlari

 

Bunlar yasan irken Avrupa yi kasip kavuran Alman kuvvetleri de Bulgaristani zaptedip Trakya sinirimiza dayanmisti. fakat yapilan bunca hazirligi ve Türk silahli kuvvetler gücünü bildigi için Türkiye ile savasmak cesaretini gösterememis karsilikli saldirmazlik antlasmasi imza edilince kuvvetlerini Rusya üzerine kaydirmisti.

Savaslar dört y il sürerken maglup devletler birlik olusturmustu bu sirada Rus kuvvetleriyle çarpisan Alman kuvvetleri çok zor kis sartlariyla da savasmak zorunda kalmis, alisik olmadigi bu hava sartlarinda çok kayip vererek ilerlemesini durdurmus. Tam bu sirada da Birlesik Devletler Konseyinin karariyla birlesik ordular harekete geçince zaten yorgun , bitkin olan Almanya ordusu da birlesik devletler gücüne dayanamay ip maglup olmustu, kars ilikli antlasmalar imzalandiktan sonra Türkiye de rahatlamisti Trakya ve bu bölgeye yerlestirilen askeri birlikleri ve techizati kademeli olarak kaldirirken 3 ila 4 yil olan askerlik süresini de, Iki ile Iki buçuk yila indirmisti

( Ikinci bölüm Sonu )
Savasa girilmeyisi Türk halk inin da geceli gündüzlü çalismasiyla, ülke ekonomisi büyük bir savas masrafi ve ordusu beslemesine ragmen daha da düzelmisti . 1950 Sennesi öncesinde parlamentoda halkin kendi kendini idare edecek daha demokratik sistem olan tek partili sistemden , çok partili sisteme geçilmisti. Ve bunun üzerinede 1950 senesinde genel seçim yap ildi .

Bu seçim neticesinde tek parti iktidar i kazanip hükümet kurmustu . Tek parti hükümeti çal ismalara büyük istekle devam ederken dis devletlerin kredisiyle çalismalarini daha da arttirmisti . Ama plans iz , programsiz bir sekilde atilim yapiliyordu. Türkiye genelinde ve Istanbulun imari ile baslanmak üzere, büyük sehir agirlikli vilayetleri birbirine baglayan ana yollari onarilarak asfalt ile kaplamasina geçiliyordu.

Barajlar kurulup elde edilen enerji hatlar çekilip santralar kurularak, gene büyük yerlesim yerlerinden baslayarak ülke geneline elektrik dagitilmaya baslanmis, Var olan egitimin her asamasi daha çogaltilip genisletilerek her bransta üniversiteler kurularak bilgili ve yapici bir nesil yetistirilmesin de büyük asamalar kaydediliyordu .

Traktörle Çift Sürme Agaç Kasa Otobüs

Tar imda da atilim yapilmis motorlu ekipmanlar devreye girdiginden toprak daha derinden isleniyor, kimyevi gübre ve zira,i ilaç kullanilarak verim iki kat ina çikariliyordu. Hayvanc ilik ta modernlestirilerek eti ve sütü bol olan cinslere geçilmisti.

Nakliye ve ulas imlarda motor gücüyle, kara , hava deniz yollarindan çabuk ve saglikli bir sekilde yapilmasindan güç ve zaman kaybi ortadan kalkiyordu.

Hastahane ve dispanserler ülke genelin de yayg inlastirilarak, Üniversitelerimizden yetisen doktorlarimizin katilimi ile sagliga da daha genis sekilde önem vermeye çalisiliyordu.

Bu h izli tempoyla Türkiye daha yükselirken demokratik parlamenter sistem içerisinde çok partinin katildigi seçimlere devam edilmis .

Genelde ya sa gda tek parti iktidari, yada sag partilerin agirliginda koalisyon hükümetleri, ülkeyi idare etmis ve partizanliklar ileri düzeylere vardirildigin da ülke genelinde kargasalar çogalmis ve bu yüzden iki sefer askeri kesintiye u gramisti. ( 1960 - 1980 )

Seçimlerle gelen iktidarlar uzun vadede plans iz ve programsiz çalismasi sonucu çagin geregi fabrikalari kuran isadamlari nakliye ve pazarlama kolayligini ön planda tutarak, büyük sehir içine veya çevresindeki verimli alanlara kurunca (Istanbul , Ankara ,Izmir , Adana , Bursa vs ) buralarda bu sefer isçi ihtiyaci dogmus bu ihtiyaci karsilamak içinde Anadolu nun diger kentlerinden insanlar getirilmis,

Önceleri bu insanlar bahar ve yaz aylarinda buralarda gelip çalismis kisin

memleketine dönerken, ihtiyaçlar daha da artinca bu sefer ailecek göçler baslamis, tabi,i olarak ta buralarda nüfus patlamasina neden olmus tur.

Bu yüzden büyük sehir d isinda ve fabrika çevrelerinde plans iz derme çatma

yolu, suyu , elektrigi , alt yapisi bulunmayan yeni gecekondu kentler meydana gelmisti. Buralarda sa gliksiz yasam içerisindeki halk her türlü zorluga karsi koyarak çalismalara devam ederek, ülke ekonomisine katkida bulunurken yetkililer bu gelismeler karsisinda yetersiz kalmis. Gerekli tedbirleri alamamisti.

En fazla yatirim da Istanbul a olunca. Istanbul da Türkiye genelinde en dar alanda en kalabalik kenti durumuna gelmisti. Bu gelismeler üzerine parlamento nüfus patlamas i olan yerlesimlerde, asayis ve idari tedbirleri kolaylastirmak içinde yeni il ve içeler olusturma yoluna gitmis.

Çikarilan 3392 sayii kanunlarla da, 4 Temmuz 1987 senesinde Büyük çekmece nahiyesi bagli oldugu köylerle birlikte, Çatalca ilçesinden ayrilarak müstakil bir ilçe olmustu.

4 Temmuz 1987 5 Belde 43 Köy Çatalca

 

Bu tarihten sonra Çatalca ilçesi 5 belde 43 köy birimi ile Istanbul iline bagli toprak alani bakiminda en genis ilçesi olmasina karsin, nüfus yogunlugu bakimindan diger ilçelere göre alt siralardaydi. En son Kas im 1997 de yapilan nüfus tespitine göre ilçe merkezi 14 524, bes beldesinin toplami, 17 194 kirk üç köy biriminde ise 41 314 kisi olmak üzere toplam 72 002 kisi yasamakta oldugu tepsi edilmistir.

Nüfus yo gunlugunun az olmasinin sebepleri ise, toprak alaninin büyük bölümünün Orman, ( 3 Belde 23 Köy ) Tarim arazisi olarak ta ( 2 belde 20 köy ) ve genelinde, Istanbul ilinin içme ve kullanma suyu havzasi olusundandi , bunun yan i sirada en önemlisi de imar planlarini hazirlatip, aksatmadan uygulamasi ve kaçak yap ilasmaya müsaade edilmeyisinden kaynaklanmaktadir.

 

Gecekondu Mahallesi

Ilçe merkezi , belde ve köylerde devlet arazisi, diger ilçelerden daha fazla olmasina karsin, kaçak yapilasma ( Gecekondu ) yok denecek kadar azdir

Anadolu dan ve di ger illerden, Çatalca içine göç % 10 dur. Ama ba gli oldugu köylerinden ilçe içerisine göç ise % 40 civarindadir. Anadolu dan bu yöreye göçenlerin a girligi Tokat , Amasya , Sivas , Erzincan, Kars , Denizli illerindendir.

Köyden ilçe merkezine gelenlerin a girligi ise Çakil , Izzettin , Incegiz, Kabakça , Akalan dan olup diger köylerden de birkaç aile vardir.

1924 Iskanindan sonra iskan yerlerini begenmeyip, Malkara dan göç ederek yerlesen otuz bes kadar aile olup bunlar da Malkaralilar diye an ilmaktadir.

Çatal da gin iki yamacin in, eteklerinden baslayip, yukar i dogru iki gu rup halinde, oldukça kalabal ik Çingene kökenli aileler mevcuttur .

Kale içi taraf indaki yamaçta bulunanlarin ekseriyeti, 1924 de Yunanistan dan yedi hane olarak gelip iskan edilerek genisleyen ailelerden olusmaktadir. Fakat Ferhat pasa yamacindaki bölümü ise daha sonra is icab i gelip buray i begenmis, peyder pey iskan olmuslard ir.

Genel arazi durumu ise Ilçe etrafi hafif egimli ve düzlük olmas ina karsin, bati bölümü ( çatal dagin bati ve kuzey yüzü ) ormanliktir.

Bu daglik alanlarin tamami çok engebelidir. Bütün çataklar inda yazlari kuruyan derecikler mevcuttur. Ormanl ik alanlarin agaç türü ise mese , kayin ve . tarim orman köy isleri bakanligina bagli Çatalca orman bölge müdürlügü elemanlari tarafindan bozuk orman alanlarini teraslayarak, hazirlatip diktirdigi, fistik çami agaçlarindan Büyük Korular olusmaktadir.

Köy isleri Bakanligina bagli Toprak su isleri Genel müdürlügü, ayrica tarim arazilerinin sulanmasi amaçli dört adet de gölet insa edilmistir. ( Incegiz , Çakil , Kizilca ali bitmis, Elbasan Insaat halinde )

Iklimi ilimandir. Etrafinin deniz, göl ve derelerle çevrili olmasindan dolayi oldukça rutubetlidir. Bu rutubet nedeniylede bölge içerisindeki insanlar da Aslim Bronsiyel ve Romatizmal hastaliklara oldukça fazla rastlanmaktadir. Ama havasi çok temizdir. Rüzgarlar i genelde Kuzey - Güney ( Poyraz ) Güney - Kuzey ( Lodos ) yönünde esmektedir. Baharlarda oldukça bol ya gmur alir, kisin kar yagislari normal seviyededir.

Bazi seneler sert geçer. yakin tarihlerde en büyük kislari ise 1956 - 1963 - 1987 - 2006 yillarinda olmustur. Nisan ayi basindan itibaren bu bölgeye yesil bir renk hakim olur ve kis basina kadarda devam eder.

Ilçe merkezinin sirtini dayadigi dagin yüzü çam , mese ve erguvan agaçlariyla kaplidir . Ilk baharda erguvan agaçlarinin, pembe mor karisimi çiçekler açmasi ve çok güzel bir görüntü vermesi, Ilçede yasayan halkini duygulandirmis . Çiçe gi ve rengi Çatalca halkinin senbolü olmustur . Her senede ad ina üç gün süren Erguvan Kültür senlikleride düzenlenmektedir .

Ayriça Çatalca ilçesinden i l merkezine kalkan otobüsler ve i lçe merkezinden bütün köylerine kalkan saat tarifeli minibüs seferleri mevcuttur. Hepsi de erguvan rengi olan, pembe mor kar isimi renklerle boyanmistir . Ve pilak numaralari sira takip eder.

Vilayet merkezine 58 Km. mesafede olan Çatalca ya E 5 karayolu , E 6 Tem otoyolu . Istanbul - Saray - Vize - Kirklareli yolundan sapilarak gidildigi gibi, Sirkeci gar indan kalkan tarifeli tren seferleri ile de ulas ilabilmektedir

Çatalca ilçe merkezinin Ferhat pasa ( 9361 Kisi ) Kale içi ( 5163 kisi ) olmak

üzere iki mahallesi mevcut olup toplam nüfusu 30 kas im 1997 sayimina göre 14 524 kisidir. Istiranca daglarinin baslangicindaki yüksek tepelerin etekleri boyunca uzanan dar uzun bir yerlesim yeridir Nüfusu oldukça gençtir. yas guruplarina göre oranlandiginda ( 0 - 25 yas % 45 ) ( 25 - 50 Yas %40 )

50 yas üstü de % 15 dir .

 

Çatalcanin Senbolü Erguva çiçekleri

Geçim kayna ginin büyük bölümü tarim , hayvancilik ve ticarete dayali olmasina karsin, son yillarda civarda kurulan bacasiz , atiksiz agirligi tekstil olan fabrikalar in da kurulmas i ile birlikte, daha ziyade genç nesil buralarda çal isarak geçim ini temin edilmektedir

Tar im modern araç gereçlerle yapilmakta kimyevi gübre ve zirai ilaçlar hakkiyla kullanilmakta olup bugday , arpa , yulaf , ay çiçegi , misir öncelikli ürünleridir. Ve verimleri oldukça yüksektir. Ayrica düz ovalik yerlerde çayir otu üretimi de oldukça yaygindir ve ticareti yapilmaktadir. Hayvanc ilikta ise Et ve Sütü bol olan ( Montofon , Honstayn ) iyi cins hayvan lar Münferit olarak Evlerde bakildigi gibi , Modern ah irlarda kurulmustur. süt üretimi oldukça fazlad ir. Istanbul da faliyet gösteren süt ve ürünlerini isleyen fabrikalarin süt ihtiyacinin büyük bir bölümü buradan karsilanmaktadir . Köy yerlerinde üç bes tane bak ilmasina karsin, m odern tavuk çiftlikleri de mevcuttur.

Günden güne gelismekte olan yerlesimde binalar tek kattan baslay ip, alti kat ile sinirlidir. Binalarinin % 85 i yigma ve betonarme binalardan olusmaktadir.

Rumlardan kalma eski ahsap binalar in bir kismi sahipleri tarafindan yenilenmis, ama Tarih i de geri olanlari ise s it alan i statüsün de koruma alt ina al inmistir.

 

Koruma altina alinmis Tarihi Evler

 

 

 


Devlet yasaginin koymasina karsin, bakim veya onarimina büyük zorluklar getirilmis, ayrica uzun vadede devlet kredisi olamadigi içinde, günden güne harap olup kullanilmaz duruma gelmis ve bir kismi da çökmektedir.

Alt yap i olarak Kanalizasyon, Kapali sebeke su sistemi, PTT, Elektrik ve

Dogalgaz Sebekeleri yer altina dösenmis, Halkinin ihtiyaçlar i tamamen karsila nmaktad ir. Yollari Beton asfalt, Kilit tas i, Granit parke tas i ile kaplidir. Yaya yollari bordürlerle ayrilmis ve kaplanmistir.

Genç nüfusu fazla oldu gu için Milli Egitime büyük ilgi gösterilmis dört tane ( Ferhat Pasa Ilkögretim , Gazi ilkogretim, Mehmet Akif Ilk ögretim, Yetmis besinci yil ilk ögretim adlari ile anilan ) sekiz yillik egitim veren Ilk ögretim okulunun yani

 

Ferhat pasa Ilkögretim okulu Çok Programli Lise

 

sira, Kiz meslek lisesi , Imam hatip lisesi , Endüstri meslek lisesi ve çok programli Lise Egitim vermektedir.

Ayr ica Çiraklik okulu , Ana okullari , biri özel olmak üzere birde belediyenin yaptirdigi, iki güzel Kresi ile Milli egitime bagli halk egitim Kütüphanesi de vardir . Yilin muayyen zamanlarinda Biçki dikis , El sanatlari, Spor yaz okullari gibi çesitli kurslarda açilmaktadir.

Gençlerin spor yapmas ina da önem verilmistir. Standart ölçülere uygun Atletizm pisti , Aç ik ve kapali tribünleri , Soyunma odalari , Sicak su duslari olan ve Amatör birinci ve Ikinci lige hizmet veren etrafi tel örgülerle çevrili Ziya Altinoglu adiyla anilan futbol sahasi Voleybol , Basket bol , Güres , Karate sporlar i yapilabilen 300 kisi

 

Futbol Sahasi Kapali Spor Salonu

 

kapasiteli kapali spor salonu Yazlik basketbol sahas i , Hal i saha , Yüzme havuzu ve Avc ilar ve aticilar kulübünün atis poligonu sahas i bulunmaktad ir.
Amatör liglerde sar i kirmizi renklerde mücadele eden Futbol takimi, Güres takimi her sene düzenlenen Okullar arasi, Müesse ler aras i , Köylerin kurduklar i takimlar arasinda Kaymakamlik turnuvalari düzenlenmektedir. Ayrica ilk ögretim Okullar arasi Basketbol , Voleybol maçlari yapilarak gençler spora tesvik edilmektedir.

 

Bölge Trafik Hastanesi Verem Savas Dispanseri Saglik ocagi

 

Sa gliga da büyük önem verilmis 120 yatak kapasiteli Bölge Trafik hastanesi nin yani sira Merkez Saglik dispanseri , Verem savas dispanseri , Ana çocuk sagligi ve aile planlamasi dispanseri, Sitma ile savas ünitesi , S.S.K. saglik istasyonu ile çesitli Branslarda hekim ve uzman hekim muayene haneleri hizmet etmektedir.

On iki Eczahane Ile Özel Tahlil Laboratuvar da bulunmaktadir.

Ilçede Bes adet Cami ( Ali pasa , Ferhat pasa , Kale içi , Mesçit ) bes vakitte hizmet vermektedir.

 

 

Ali pasa Camisi Ferhat pasa Camisi Kale içi Camisi Mescit Camisi

 

Bir tanede çok büyük alt inda vakfi olan ( Ulu Cami ) cami halen insaat halindedir. Üç tane mezarl igi ( Ferhatpasa , Kaleiçi , Biri kullanilmiyor. Rumlardan kalma ( Masatlik ) Iki Gasil hanesi , Bir Cenaze Nakil araci bulunmaktadir.

Tarihi Eserleri oldukça fazladir. Kalesi, Iki tarihi camisi , Bir hamami , Topuklu ,Ali pasa , Ferhat pasa , Haci Mahmut Fataki , Yusuf hoca , Manisa , Haci nalbant Çesmeleri, MS. 200-300 lerde kazilmis Incegiz ve Gökçeali magralari, Anastasius Surunun yani sira Bizans devrinde Istanbul a su getirilmesi için yapilan, Ayakli su kemerleri, Galeri ve Tünelleri ile Katirci köprüsü gibi tarihi eserleri bulunmaktir. Merkezde Garip dede Emir sultan, Köylerinde Ise Durusu Beldesinde Kasim Baba, Hadim köyde Hadim baba, Dursun köyde Dursun dede, Kalfa köyde Seyh Sinan dede, Subasinda Kirin han mezarlari, Kara baba, Ormanli köyünde Pasbal dede , Çanakça köyünde Çanakçi Dede, Baba nakkasta Nakkas dede gibi yatir mezarlari da mevcuttur. Her dal da hizmet veren genis bir sanayi sitesi , Sekiz banka subesi , Otobüs terminali , Köy minibüsleri ile Taksi duraklari , Oteller , Nakliye kooperetifleri D.D.Y. , Dört adet benzin istasyonu , Mezbaha , her dalda hizmet veren dükkanlari, agirligi tekstile dayali fabrikalari ile Insaatlari devam eden serbest bölgesi kurulmaktadir.. Disariya göç eden aile sayisi azdir. Ekseriyeti de okuyup tahsil veya Is için Il çeden Ayr ilmis Ailelerdir. I lçede kültür sanat etkinliklerine de önem verilmistir. Halk evi olarak insa edilmis tas bina günümüz kosullar ina göre restore edilerek, güzel bir görünüm kazandirilarak Modern bir Tiyatro ve Sinema salonu haline getirilmis, güncel filimler , tiyatro oyunlari , çesitli panel ve konferanslara hizmet vermektedir.

 

Halk Egitim Binasi

Gene belediye tarafindan eski bir Rum evi asl ina uygun sekilde restore edilerek Sanat ve kültür evi olarak kullanilmaktadir.

Panayir

 

Günümüz sartlar ina uygun son sistem üç adet Dügün, bir adette Nikah salonu vardir. Mesire yerlerinin çok bol olmasinin yani sira, Içinde asirlik agaçlari bulunan özel sektör tarafimdan çalistirilan ikide güzel parki mevcuttur.

Her sene 8 Ekim Kurtulus günü anma törenleri , Üç gün süren Erguvan Senlikleri Kültür Festivali Yapilmakta, Bu Üç günlük Süre içerisinde 22 - 23 Etkinligin yasandigi ve Son gününde yapilan Sünnet sölenine ve Konserine yabancilarinda katildigi Tarihi yerlerin gezisi ile güzel bir festival

yasanmaktadir . 5 ila 10 Ekim aras indaki günlerde Panayir senlikleri düzenlenmekte. Halkinin geneli Müslüman , Yardimsever, Çaliskan , Misafirperver ve Güler yüzlü Insanlardir. ( Resimlerin Bir kismi Internetten Alinti )
Derleyen ve Yazan : YILDIRAY GÜLEÇ

 

 

 

 

 

 

 

 


 
Çatalca İlçesi Tanıtım Sitesidir 2007©